“Türkçe Marka Tercih Değil; Millî Sorumluluktur”

Proje Adı

“Türkçe Marka Tercih Değil; Millî Sorumluluktur”

Proje Tanımı ve Açıklaması

Türkçe marka kullanma bilincinin ve farkındalığının toplumun tüm kesimlerinde oluşturulması, Türkçe marka kullanımının kamu tarafından teşvik edilmesi ve bazen de Türkçe marka kullanımının zorunlu olmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmalar yapmak.

Projenin Gerekçesi

  • Yabancı dilde marka kullanımının, her geçen gün artması,
  • Yabancı dilde marka kullanımının, Türk markalarının yurt dışında bilinmemesine yol açması,
  • Yabancı dilde marka kullanımının, toplumumuzda yüksek kalitenin bir göstergesi olarak algılanması,
  • Yabancı dilde marka kullanımının, seçkinlik ve saygınlığın işareti olarak algılanması,
  • Yabancı dilde marka kullanımının, Türk dilinin ve kültürünün yozlaşmasına sebep olması,
  • Toplumuzda Türkçe marka kullanma bilincinin ve farkındalığının eksikliği.

Projenin Amacı

  • Yurt içinde ve yurt dışında Türkçe marka kullanımının yaygınlaştırılması,
  • Türkçe marka kullanma bilincinin ve farkındalığının oluşturulması,
  • Türkçe marka kullanımının artmasıyla dünyada Türk dilinin yaygınlaşmasına katkı sağlanması,
  • Türkçe marka kullanımının artmasıyla dünyada Türk kültürünün tanınmasına katkı sağlanması,
  • Dünyada Türkçe markaların yaygınlaşmasıyla; ülkemize, dilimize ve kendimize güvenimizin artmasına olanak sağlanması,
  • Kamu tarafından Türkçe marka kullanımının teşvik edilmesini ve bazı hallerde Türkçe marka kullanımının zorunlu olmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılmasının sağlanması.
    • Türk Dil Kurumu sözlüğünde geçen Türkçe bir kelimeyi kullanan firmalara, marka başvuru ve tescil harçlarında %50 indirim hakkı tanınması (İndirim bütçesi TDK-Türk Dil Kurumu bütçesinden karşılanabileceği kanaatindeyiz),
    • Tabelalarında Türkçe kelime kullananlara tabela vergisinde indirim yapılması.

Projenin Tafsilatlı Gerekçe Yazısı

Millî birlik ve beraberliğimizin en temel unsurlarından biri ve Dünyada en çok konuşulan beşinci dil olan Türkçe’miz maalesef yabancı kelimelerin işgali altındadır. Ülkemizde, bazen ticari kaygıdan bazen de Batı hayranlığı ya da Batı karşısında eziklik duygusu içinde olmak gibi sebeplerden dolayı yabancı dilde marka kullanımı her geçen gün artmaktadır. Hatta sömürge bir ülke gibi cadde ve sokaklarımızda birçok mağaza tabelalarında, kafelerde, lokantalarda, hastane isimlerinde, alışveriş merkezi isimlerinde, apartmanlarda ve sitelerde yabancı isim kullanımını görmekteyiz.

Halbuki, çocuklarımıza nasıl güzel isim koymak için çaba sarf ediyor, anlamına, telaffuzuna önem veriyorsak, hizmet vereceğimiz şirket ve kurumlara da güzel anlamı olan Türkçe isimler koymak, kendine güvenmenin, geçmişine ve köklerine inanmanın gereğidir. Çünkü dilinizi kaybederseniz millet olma özelliğinizi de kaybedersiniz. Dilin yitirilmesi, bir milletin yok oluşudur.

Örneğin, Doç. Dr. Bedri Aydoğan “Türkçeye Giren Yabancı Sözcükler ve Otel Adları” konulu çalışmasında Türkiye’deki 318 otel adını köken olarak incelemiş ve bunlardan sadece 30’unun Türkçe ya da Türkçeleşmiş ad olduğunu tespit etmiştir.

Yapılan birçok araştırmada görülmüştür ki, yabancı dilde marka kullanımının temelinde yatan sebep; geri kalmışlık ya da gelişmekte olan ülke toplumlarının gelişmiş ülkelerin ürünlerinin daha kaliteli olduğuna inanması ve yabancı/yabancı marka hayranlığının olmasıdır.

Özellikle de gelir dağılımındaki makas aralığının açık olduğu gelişmekte olan ülkelerde; mevcut konumlarının zenginlik, statü ve güç bakımından toplumun diğer kesimlerine karşı yüksek olduğunu göstermeye hevesli olan kişilerin ithal, pahalı ve yabancı dilde markaları, seçkinliğin ve saygınlığın göstergesi olarak kullandığı görülmüştür.

Bu durum maalesef ülkemizde de çok farklı değildir. Belki de bunun en büyük nedeni, geçmişte yaşanılan yokluk, teknolojik açıdan geri kalmışlık ve tüketici bir toplum olmamızdır. Birçok Türk markasının yabancı isimleri tercih etmelerinin sebebi olarak toplumumuzun hala, markanın yabancı dilde olmasının ürünün daha kaliteli olduğu algısına etki ettiğine inanmasını ve Batıdan ithal edilen ürünlerin daha kaliteli olduğu anlayışını gösterebiliriz.

Bunun yanı sıra dünyada teknolojik gelişmeler devam ederken Türkiye de değişti ve gelişti. Ülkemiz, bugün özellikle gıda, tekstil, mobilya, inşaat, makine, savunma ve havacılık gibi sektörlerde dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan ülke konumuna gelmiştir. Bunun için de bizim ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu, ne kadar ihracat yaptığımızı, dünyanın birçok ülkesine ürünlerimizi sattığımızı en iyi Türkçe markalar koyarak ifade edebiliriz.

Halihazırda; Bayraktar, Kale, Vestel, Arçelik, Şişecam, Paşabahçe, Borusan, Tosyalı, İstikbal, Ülker, Şölen, Elvan, Beşler, Kervan, Bebeto, Kardemir, Taç, Yiğit Akü, Eriş, Kıvanç Tekstil, Mavi, Aydınlı, Damat, Altınyıldız gibi yüzlerce Türk firması Türkçe markalarıyla ihracatlarını başarıyla yapmaktadırlar. Hatta söylemesi ve telaffuzu zor olan bir isim olsa da dedelerinin soy ismini bir marka yapan Kiğılı, 213 mağazası ile Türkiye’nin her köşesinde hizmet veriyor, birçok ülkeye ihracat yapıyor.

Devletimiz esasında, savunma sanayinde kamu iştiraklerinin ve kamu ile iş birliği yapan firmaların ürettiği ürünlere Türkçe isimlerin verilmesi konusunda çok hassas davranmaktadır. Özellikle Savunma Sanayindeki ürünlere; Bayraktar, Akıncı, Anka, Altay, Akrep, Kaya, Ural, Kirpi, Tulpar, Aksungur, Cezerî, Mızrak, Bozok, Keskin, Üçok, Başok, Vuran, Sarp, Atak, Cirit, Fırat, Kargu, Bora, Kasırga, Atmaca, Göktürk, Pars gibi Türkçe isimler koyulmuştur.

Bu bilincin toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaşması için teşvik edici ve bazen zorlayıcı kanunların çıkarılması gerekmektedir. Özellikle Fikri ve Sınai Mülkiyet hakları sektöründe buna ilişkin teşvik edici indirim uygulamaları getirilebilir.

Öneri olarak;

  • Türkçe isim kullanan firmaların, marka başvuru ve tescil harçlarında %50 indirim hakkı tanınması (İndirim bütçesi TDK-Türk Dil Kurumu bütçesinden karşılanabileceği kanaatindeyiz),
  • Tabelalarında Türkçe kelime kullananlara tabela vergisinde indirim yapılması.

Devletimiz; Türkiye’nin, Türk dilinin, tarihinin, kültürünün ve sanatının tanıtımı amacıyla projeler gerçekleştiren Yunus Emre Vakfı ve ayrıca dünyanın dört bir yanında okul öncesinden yükseköğretime eğitimin her aşamasında açtığı Türk okulları ile Türkçemizi, kendi kültürümüzü tanıtan, sevdiren Türkiye Maarif Vakfı ile güzel çalışmalar yapmaktadır.

Netice itibariyle hem yurtdışında hem de yurt içinde Türkçe markaların yaygınlaşması, iş dünyasından siyasete; sanattan spora, sosyal hayatın her alanında yurt dışında kazanılacak başarıların artması ülkemizin tanıtımına, itibarının ve imajının yükselmesine katkı sağlayacaktır. Yurt dışına çıktığımızda Türkçe isimlere rastlamak her Türk vatandaşına onur ve güven verecektir. Dolayısıyla her sanayicimiz, iş adamlarımız, esnafımız kendi ürettiği ürünlere Türkçe isimler koyarak dilimizin ve kültürümüzün tanınmasına katkı sağlamalıdır. Ve bu bilinçle hareket ederek ülkemize, dilimize ve kendimize güvenmeliyiz.

Sonuç olarak Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Türk Dil Kurumu sözlüğünde geçen kelimelerden herhangi birisi ile yapılan markaların başvuru ve tescil harçlarında %50 indirim yapılmasını önermekteyiz. Bunun yönetmelikle de sağlanabileceği kanaatindeyiz.

Saygılarımla,

Av. Ali ÇAVUŞOĞLU

Türkiye Patent Hareketi Platformu Başkanı

Patent ve Marka Vekili



Bir cevap yazın

Bu site kullanıcı deneyimini geliştirmek için çerezler kullanır. KVKK uyarınca haklarınızı öğrenmek için KVKK Aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.